fbpx

Papirüs Dergisi Söyleşisi

Nimet Erenler Gülkökü ve Deniz Ayfer Tüzün

Nimet Erenler Gülkökü ve Deniz Ayfer Tüzün

Deniz Ayfer Tüzün ile Nimet Erenler Gülkökü Söyleşisi

Cumba Kültür Sanat Platformu Papirüs Dergisi

Nimet Erenler Gülkökü Kimdir?

Deniz Ayfer Tüzün: Öncelikle röportaj teklifimizi, bunca yoğunluğunuz arasında kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz Nimet Hanım. Yanımda son kitabınız “Gayanna” ile geldim. Biz sizinle, Gayanna ile ve kaleminizle Eylül ayındaki şenliğimizde tanışmıştık. Ama Papirüs okuyucusunun da kısaca Nimet Erenler Gülkökü kimdir sorusuna sizin ifadelerinizle cevap bulmasını rica edelim öncelikle..

Nimet Erenler Gülkökü:  Doğu kökenliyim. Köklerimde, atalarımdan gelen bir “Ocak” meselesi vardır bizde, bilmiyorum siz bilir misiniz? Ocaklı bir aileden geliyorum. Bu, ışığın, bilginin taşıyıcıları ve aktarıcıları anlamına gelir bizim orada. Ocaklı olmak böyle bir şeydir. İki çocuk annesiyim, bir kız bir erkek. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ve yine İstanbul Üniversitesi Aile Danışmanlığı bölümlerini bitirdim, Ayrıca kişisel gelişim eğitimi aldım ve yaklaşık on dört seneden bu yana da eğitimler veriyorum. Bunun dışında Zen Felsefesi ile ilgileniyorum. İlgi alanım, odak noktam tamamıyla insan! Zaten çalışmalarımı da, bir araştırmacı yazar ve eğitmen olarak insan odaklı yürütüyorum. Türkiye genelinde yayımlanan “Pozitif Dergisi"nde düzenli olarak yazıyorum. Şu ana kadar beş kitabım yayınlandı. Gayanna, sizin de belirttiğiniz gibi beşinci kitabım. Şu günlerde kadın bilinci üzerine kaleme aldığım “Gayanna” ile vermek istediğim toplumsal mesajın daha çok kişiye ulaşması adına seminer ve söyleşilerle yoğun bir şekilde devam ediyor.

Kadın Bilinci Nedir?

Deniz Ayfer Tüzün: Evet, Gayanna yayın hayatına epeyce hızlı girdi. Sözünü ettiğiniz üzere, Gayanna’dan önce dört kitabınız var. İlk iki kitabınız  “Kur’anı Kerimin Apocrypha’sı” ve “İnsanlığın Apocrypha’sı" dinler tarihi üzerine, ondan sonraki kitapta rüya ve bilinç üzerine bir dağılım, sonraki kitapta da yani “Küllerinden Doğmak”ta da iç dünyamıza yönelik bir yolculuk var. Sonra Gayanna geliyor. Gayanna ile birlikte ise, kadın bilincine doğru bir yol akışı gözümüzün önüne geliyor. Şimdi bu seyir açısından baktığımızda, dinler tarihinden yola çıkıp bu yolculuğu kademe kademe geçip geldiğiniz nokta kadın bilinci. Burada iki sorum olacak size: Kadın Bilinci ve kadın sizin için hem yazmak anlamında, hem anlamak ve anlatmak açısından neyi ifade ediyor? Ve Gayanna’da anlattığınız kadın bilinci yeterli midir? Bunun devamının gelmesi gerekli midir?

Nimet Erenler Gülkökü: Gayanna'da anlattığım kadın bilinci oldukça önemli sorunlara, durumlara merhem oluyor. Ama yeterli midir sorunuzun cevabını okuyucunun ihtiyaçları belirleyecektir. Yine de şu kadarını söyleyebilirim; Gayanna’nın mesajlarının iyi bir başlangıç olduğuna inanıyorum.

Kadın bilincinin benim için anlamı şudur; Bir kere toplumun en önemli yetiştiricisi kadındır. Çünkü kadın, potansiyel gücü kendinde barındıran, duygusal yetisi olan ve yaratıcı gücü olan bir varlıktır. Kadın, sahip olduğu, duygusal ve sezgisel yetisini ne kadar sağlıklı kullanabilirse, duygu ve düşüncelerini ne kadar sağlıklı bir zemine oturtabilirse,  çocuğuna o kadar iyi bir eğitmen olur. Buna bağlı olarak da sağlıklı bir toplum oluşturabiliriz diye düşünüyorum. Bu yüzden kadını çok önemsiyorum. Eğer bu söylediğim güçlerini kadın, kullanabilirse ve bilgiyi çocuklarına aktarabilirse işte o zaman gelecekte güçlü ve sağlam bir topluma sahip oluruz.

Yani toplumun rehberi, kadındır.

Deniz Ayfer Tüzün: Zaten, sözünü ettiğiniz bu konu yani kadının gelmesi ve olması gerektiği noktanın, yaşadığımız toplumsal problemlerin çözümlenmesi, çözülmesi anlamına da geldiğini söyleyebiliriz..

Nimet Erenler Gülkökü: Evet çok doğru. Benim de bu toplumda yaşayan bir kadın olarak zaman zaman karşı karşıya kaldığım sosyolojik zorluklar olabiliyor. Mesela ilk evliliğimi görücü usulüyle yaptım. Bedelini ağır ödedim. Ancak kaderdir demedim. Bana yazılan kaderi istemedim, onu sildim ve kendi kaderimi ben yazmayı seçtim. On sekiz yıldır süren  ikinci evliliğimde aradığımı buldum. Gelenekler bir yandan olumsuzluk yaşatır bir yandan toplumu ayakta tutar. Biz giderek geleneksel aile yapımızı kaybederek bireysel bir yaşama, liberal bir yaşama doğru kaydık- İşte bu bizi olumsuz etkiliyor. Oysa bizler, aile ve dayanışma ile yaşayan, bu kuvvetle ayakta duran bir toplumuz. Gelişen ve değişen sistem içinde, bireyselliğin bize nüfus etmesiyle geleneksel aile yapımız bozuldu. Bireyselleşme olgusu bizim toplumumuza iyi gelmiyor. Ve bu bizi olumsuz etkiliyor. Bence insan birlikte güçlüdür. Bireyler tek başına kalırsa, sistem daha rahat içeri girer ve daha rahat yönetir bizi. Zaten sistemin yapmak istediği de budur. Ancak bunun karşısında, bizlerin farkındalıkla ilerlemesi gerekiyor. Yani aile birliğimizi, sevgiyi, ürettiklerimizi, paylaşım değerlerimizi koruyarak, kollayarak yaşamak ve yaşamda ilerlememiz gerekir. Bu anlamda “Gayanna” gerek sistemin, -yani; dinlediğimiz müzikleri, izlediğimiz filmleri, yaşadığımız ekonomik süreçleri kastediyorum- global anlamdaki değişimlerin, dijital aktarımla bizi nasıl etkilediğinin farkına varmamız gereğini hatırlatıyor. Kitap, farkında olmadan ne yaptığımızı, nasıl yaptığımızı, nasıl düşündüğümüzü sosyolojik ve psikolojik açılımlarıyla teşhis ve çözüm önerileri sunuyor. Özetle frekansı yüksek içeriğiyle kadın ve adamların yüreğine dokunuyor.

Gayanna Kadın ve Adamların Yüreğine Dokunuyor

Deniz Ayfer Tüzün: Evet. Peki Gayanna’nın içinde kadın bilincine değiniyorsunuz ve örneğin kitabın 127. Sayfasında şöyle bir anlatıma yer veriyorsunuz; “ Çiftler kendi aralarında, birbirlerine bazı sorular sormalı” demişsiniz. Ve bunları maddeleştirmişsiniz. Burada ifade ettiğiniz çiftlerden, kadın ve erkeğe mi işaret ediyorsunuz?

Nimet Erenler Gülkökü: Evet aynen öyle..Şimdi bizim çoğunlukla asıl sorunumuz, birbirimize varamamak. Yani kadın ve erkeğin birbirine varamaması. Burada bir kadınla bir erkeğin önce birbirlerine varabilmesi gerekiyor ki, evde birlik olsun, huzur olsun, beraberlik olsun. Eğer bu, varma olayı gerçekleşmezse, çatışmalar ve mutsuzluklar baş gösterir. Bu yüzden bu soruları sorarken, insan en azından hem karşısındaki insanı tanıma hem de kendi kendini tanıma fırsatını yakalıyor. Yani karşı cinste ne bekliyor? Beklediği şeyi kendi verebiliyor mu? Empati sağlayabiliyor mu? İşte bunlar kendimizi sorgulayıp, sonuçları doğru bir zemine oturtmamız için bir farkındalık yaratan sorular. Eğer doğru sorular sorarsak, zihnimiz doğru yanıtları arar. Bu anlamda kitabın bu bölümünde, işin bu kısmına katkı sağlamak adına bu sorulara yer verdim.

Deniz Ayfer Tüzün: O halde Nimet Hocam, şunu da diyebilir miyiz? Evet Gayanna kadın bilinci üzerine yazılmış bir kitaptır. Ama, buradaki çiftler sözünden yola çıkarsak eğer, erkek bilincine de dokunuluyor. Yani aslında kadın-erkek mantığından ziyade, insan odaklı bakılıyor..

Nimet Erenler Gülkökü: Evet, kesinlikle öyle. Bizler, sadece cinsiyet olarak birbirimizden farklıyız. O yüzden örneğin ben, eşitlik kelimesini biraz siyasi buluyorum. Yani, bir anlamda kadını aşağılayan tanımlamaları da ortaya çıkarıyor bu eşitlik ifadesi. Belki aslında bu eşit ya da eşitlik kelimesi daha çok çatışmayı doğuruyor. Oysa bunun yerine, biz birbirimizden “farklıyız”, farklarımız var ama bu farklarımız bir üstünlük veya eksiklik doğurmuyor demek daha doğru. Eğer bu farkları bir araya getirirsek, bu bizi bir bütünlüğe götürür. Dolayısıyla farklılık kelimesinin daha doğru bir ifade olduğunun altını çizmek istiyorum. Eğer bu doğrultuda hareket edersek, herkes birbirini tamamlayabileceği fikrini benimser ve ancak o zaman bir insan kavramı ortaya çıkar. Çünkü amacımız, cinsiyetler ötesinde insan olma erdemini oluşturmak..

Farkındalığı Nasıl Yaratacağız?

Deniz Ayfer Tüzün: O zaman belki de bütün ikili ilişkilerimizde de bu soruları kendimize de sormamız gerekiyor..

Nimet Erenler Gülkökü: Elbette..Bir farkındalık yaratmamız gerekiyor. Bu farkındalığı nasıl yaratacağız? Bunun için yöntemler var. İşte Gayanna'da bütün bu yöntemler, göz önünde bulundurularak kaleme alındı. Belki de günlük yaşantımız içinde, bir duygunun, düşüncenin, bir müziğin, bir filmin bizi nasıl olumlu ya da olumsuz etkileyeceğinin farkına vardırırsak kadınlarımızı, o zaman kadınlarımız daha bilinçli hareket edeceklerdir. Bu kitap işte bu sebeple, önemli ölçüde farkındalık yaratan bir kitap. Geri dönüşlerde bu sebeple Gayanna için çok ve çokça olumlu.

Deniz Ayfer Tüzün: Gayanna’da dikkat çeken bölümlerden biri de kapak tasarımı. Özellikle renkler çok hoş. Siz kitabınızın kapağına baktığınızda neler düşünüyor ya da hissediyorsunuz?

Nimet Erenler Gülkökü: Şimdi burada bir yılan görüyoruz. Mitolojik anlamda yılan, bilgeliğin temsilcisidir. Bir ağaç görüyoruz. Ağacı bir, yaşam olarak düşünebiliriz. Ve bir kadın var. Kadın burada, özellikle saçlarının öne çıkması, sezgilerinin ne kadar öne çıktığını gösteriyor. Aslında bu bir Lilith portresi. Bu portreyi resimleyen yine bir kadın. Ressam Havva Marta. Aslında bu kapak bir anlamda, kadın dayanışmasının bir  sembolüdür de diyebilirim. Yani biraz da, bu dayanışmayla bir mesaj vermek istedim topluma. Kadın, kadının dostu olmalıdır. Kadınlar ürettiklerini, güçlerini bir araya getirirlerse ortaya daha faydalı işler çıkacağını inanıyorum.

Kadın Olmak Sanattır, Emek ve Çaba gerektirir

Deniz Ayfer Tüzün: Gayanna’nın içindeki bölümlerden birinin başlığında da; ‘Kadın Olmak Sanattır. Emek ve Çaba gerektirir’ diye bir anlatım kullanmışsınız. Şimdi aslında bizim, yazdıklarınıza ve Gayanna’ya verdiğimiz önemin bir nedeni de bizim de grup olarak yaptığımız her işte kadın odaklı hareket etmemiz. Kadını önemsiyoruz. Bu yüzden Gayanna’da yazdıklarınız önemli. Peki Gayanna bundan sonra yolculuğuna nasıl devam edecek ve Nimet Erenler Gülkökü Gayanna’dan sonra hangi bilinçteki odağa dokunacak?

Nimet Erenler Gülkökü: Aslında ben yazmak için yolculuğa çıkmadım ama, yol beni buraya getirdi. Gayanna, bir sosyal sorumluluk projesi olarak, eğitim vermeye, kadınları bilinçlendirmeye, Türkiye’nin neredeyse tamamına giderek oralardaki kadınların ve erkeklerin ruhuna dokunmak istiyor. Bunun bir sinerjiye dönüşeceğini ve bu sinerjinin çok faydalı olacağına inanıyorum. MUTSUZ BİR KADININ, MUTLU BİR KADIN OLMA YOLUNU AÇACAK GAYANNA’DA YAZILANLAR. Çünkü burada, bize yazılan hayatı kabul etmeyip, kendi hayatımızı yazabileceğimizin yolunu gösteriyorum bir anlamda. Ve bunu gerçeklerden yola çıkarak anlattım. Bu, benim istediğim yaşam dedirtmek için kadına, kadının bilincine. Onursal değerlerimizin, birileri tarafından incitilmesini reddetmeyi anlatıyorum. Yaratıcının bize verdiği güçle bunu başarabileceğimizi anlatıyorum. Anlattıklarım bir nasihat değil çözüm anahtarlarıdır. Gayanna gittiğimiz her seminerde, ekibimizle gittiğimiz her yerde bu duygu ve düşünceleri, her kadının yapabileceği inancını, aşılamak istiyoruz. Biz kadın duruşunun nasıl ortaya çıkacağının yol ve yöntemlerinin olduğunu anlatıyoruz. Gayanna kitap olarak daha çok insana ulaşsın istiyorum. Herkese yüz yüze ulaşamayız belki ama, kitapla ulaşabiliriz. Gayanna, frekansı çok yüksek bir kitap. Gerek bir Sosyolog olmam, gerek Aile Danışmanı olmam, gerek uzun yıllardır Zen Felsefesi ile uğraşıyor olmam, gerekse bir yazar olmam yani tüm bunları yaşayan, tecrübe eden ve sentezleyen biri olarak kaleme aldım. Bu yüzden frekansı yüksek diyorum Gayanna için..

Deniz Ayfer Tüzün: Evet, ayrıca çok sade bir dil de kullanmışsınız…Akıcı, sıkmayan bir dil var kitapta.

Nimet Erenler Gülkökü: Çünkü orada bilinçli olarak yerleştirdiğim ifadeler var. Okuyan her kadın ve her erkek mutlak kendinden bir şey görecek. Erkek diyorum çünkü sırf kadınlar için yazılmadı bu kitap. Kadınların erkekleri, erkeklerin de kadınları anlaması için yazıldı. İşte orada kullandığım cümleleri bir tohum gibi düşünün. Ekiliyor ve kişi okurken farkına vardıkları ile filizleniyor ve zamanla farkındalık olarak yaşadıkları ile olgunlaştırıyor.

Hayat Söylettiklerinizdir

Deniz Ayfer Tüzün: Peki Gayanna dışında, Türkiye’de kadın olmak, çalışan ve yazan kadın olmak mutlak zor. Hepimiz aslında bunları yaşıyoruz. Bu noktadan biraz uzaklaşırsak, Nimet Erenler Gülkökü güne nasıl başlar? Nasıl deşarj ya da şarj olur?

Nimet Erenler Gülkökü: Kesinlikle çok planlı yaşarım. Motivasyon kuvvetinin yaratılması gereğine inanırım ve bu motivasyonumu kendim yaratırım. Aklıma eseni yapmam, düşünürüm. Kendime, topluma, aileme karşı sorumluluklarım var çünkü. Kısa, orta ve uzun vadede yapmak istediklerim vardır. Günümün ortalama yedi sekiz saatini okuyarak, araştırarak, düşünerek geçiririm. Bunun dışında her gün verdiğim bir-bir buçuk saatlik eğitimler de var. Aile danışmanlığı hizmeti ve Zen Eğitimi veriyorum. Hayatımı böyle idame ettiriyorum. En çok vaktimi ayırdığım şey, okumak, yazmak ve düşünmek. Gelecekte ise, benim için yaşamak hayatta bir iz bırakmaktır. Bu, yetinizle, çabanızla bıraktığınız bir iz olmalı. Ben bu izi, insanlığın onurlanabileceği bir iz olarak bırakmak istiyorum. Siz neyi yaparsanız, o size geri yansıyacaktır. Hayat, söylettiklerinizdir. Niyetim iyi şeyler söylettirmek.

Deniz Ayfer Tüzün: Umarım söylettirme şansını en kısa zamanda yakalarsınız. Bunu çabalarınız ve çalışmalarınızla hak ediyorsunuz diye düşünüyorum. Şimdi bizim, daha önceki söyleşilerimizde konuklarımıza verdiğimiz ve karşılığında bu kelimelerin onlara ne ifade ettiğini sorduğumuz beş kelimemiz oldu. Size de beş kelime hazırladık. Verelim mi beş kelimenizi?

Nimet Erenler Gülkökü: Tabi..

Deniz Ayfer Tüzün: Kadın
Nimet Erenler Gülkökü: İnsan

Deniz Ayfer Tüzün: Gayanna
Nimet Erenler Gülkökü: Kadın ilk eğitmendir

Deniz Ayfer Tüzün: Yaşam
Nimet Erenler Gülkökü: İz bırakmak

Deniz Ayfer Tüzün: Sevgi
Nimet Erenler Gülkökü: Vermek

Deniz Ayfer Tüzün: Özgürlük
Nimet Erenler Gülkökü: Kendini bilmek

Deniz Ayfer Tüzün: Öncelikle çok keyifli ve verimli bir sohbetti. Hem Cumba Kültür Sanat Platformu hem de Papirüs dergisi olarak, ilk sayımızın ilk röportaj konuğu olmanızdan dolayı çok teşekkür ederim. Son olarak söyleyeceklerinizi alıp bu güzel sohbeti noktalayalım isterseniz.

Nimet Erenler Gülkökü: Uzun bir aradan sonra tekrar yayın hayatına dönen Papirüs Dergisi’nin  bu ilk sayısında olmaktan dolayı çok mutlu oldum. Bu vesileyle derginin kurucusu Cemal Süreya’yı saygıyla anar, okuyucusu çok bereketli ve hayırlısı olsun diliyorum..

İnsan hayata nasıl bakarsa, hayatın da insana öyle geleceğine inanıyorum. O yüzden, beklemek, istemek önemli ama yapmak, eyleme geçirmek ve insanın kendisini bilme arayışını gerçekleştirmesi çok daha önemli diye düşünüyorum.

İncinebiliriz, yorulabiliriz, canımız yanabilir ama her inişin bir çıkışın olduğunu asla unutmamalıyız.

Çünkü hiçbir acı sonsuz değildir!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir