fbpx

Kadın İlk Eğitmendir

Kadın İlk Eğitmendir

Kadın İlk Eğitmendir

GAYANNA'nın ana teması kadın bilinci üzerinedir ve sloganı

“KADIN İLK EĞİTMENDİR”.

Kadın; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden bir bütünlük içinde ele alınmalıdır. Psikososyal süreç iyileşmezse, yaşamın her alanı da bu süreçten olumsuz etkilenir. Son zamanlarda artan kadın cinayetleri canımızı acıtıyor. Buna karşı iyileştirici önlemler almak zorundayız. Çünkü;

 “ŞİDDET BİR SONUÇTUR BİZİM SÜRECİ İYİLEŞTİRMEMİZ GEREK.”

Bu anlamda “Kadın bilinci”ni ele aldığım bu kitabı; kadının ve erkeğin duygu ve düşüncelerini sağaltmak, geçmişin yüklerinden arındırmak, bugünü irdelemek, düşünerek önlemler almak, geleceği inşa etmek ve “Kadın ilk eğitmendir” bilinciyle farkındalık yaratmak üzere kaleme aldım. Ve sorunlara dair, sosyolojik ve psikolojik temelde çözüm odaklı bir yol izlemeyi tercih ettim.

ARTIK ANAERKİL SÜREÇ BİTTİ! 

Ataerkil süreçte bitti! Şimdi kadın ve adamın birlik içinde evirilme süreci başladı.  “Her kadının içinde bir erkek ve her erkeğin içinde bir kadın olduğu” bilinciyle, yaşam yolculuğumuzu sürdürmemizin daha bütünsel ve evrensel olacağına inanıyorum. Bu bilinç düzeyinde her birimizin diğerinin varlığına saygı duyması, insanlığın ortak amacına yönelik bir benlik oluşturması, bizi insan olma bilincine taşıyacaktır.

O nedenle biz kadınlara ve erkeklere çok iş düşmektedir.

KADINI DA ERKEĞİ DE DÜNYAYA GETİREN BİZ KADINLARIZ

Şunu bilmeliyiz ki, kadını da erkeği de dünyaya getiren biz kadınlarız. Ancak bir erkeğin katalizörlüğünün önemini de unutmamamız gerek. Kızlarımız ve oğullarımız, ilk önce biz kadınların kucağına doğarlar. Onlara ilk duyguları biz aktarmaktayız. Biz ne kadar iyi hissedersek, neslimize o denli iyi duygular aşılamış oluruz. İşte bu nedenle biz kadınların üstlendiği görev, daha da bilinçli bir donanım gerektiriyor. Dolayısıyla bu bakış açısı “Kadın ilk eğitmendir.” ifadesini son derece anlamlı kılıyor.

Kitabın içeriğinde kadınla erkek arasında yaşanan çatışmaların neler olduğu ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını, bilimsel ve bilgisel yöntemler ışığında ele aldım.

GELENEKSEL AİLE PARÇALANMAYLA YÜZ YÜZE KALDI

Sanayileşen toplumla birlikte geleneksel aile yapımızın içine bazı sorunlar girdi. Bunlar, kadına ve erkeğe biçilen yeni roller ve her iki cinsin de bu değişime ayak uydurmaktaki adaptasyon sorunları olarak ortaya çıktı.. Ve ayrıca; sanayi devriminin arkasından teknolojik devrim ve buna bağlı dijital komünikasyon ağ, kültürler arası geçişi o kadar hızlandırdı ki bundan da etkilenmeler kaçınılmaz oldu. Özellikle de gelişmekte olan ülkeler üzerinde âdeta bir vurgun etkisi yarattı. Bireysellik ön plâna çıktı. Ve geleneksel aile parçalanmayla yüz yüze kaldı, boşanmalar sıklaştı. Son dönemlerde giderek artan kadın cinayetlerinin bir kısmının,  geleneksel aile yapısından kopamayan ve bu parçalanmaya hazır olmayan erkekler tarafından işlendiği saptanmaktadır. (Son on yılda; bir milyon iki yüz çift boşanmış..)

Bir insanın her anlamda sağlıklı olması; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden bir bütünlük sağlamasıyla mümkündür.

Modernizemle beraber insan, bedensel konfor alanına ve sadece bedensel ihtiyaçlara yoğunlaştıkça tek boyutlu düşünce yapısına sıkıştı. Sezgileri ve ruhu arka plâna atarak dünyayı, yaşamı beş duyusu üzerinden anlamlandırdı. Böyle olunca da korkuları, kaygıları, güvensizliği ve acısı arttı. Oysa bedenin içinde bir de ruh vardı. Ruhun da beslenmesi gerekiyordu. Ancak o zaman diyalektik bir dil kurgusu üzerinden çok boyutlu düşünceye ulaşmak mümkün olacaktı.

 

El Birliğiyle Toplum Adına Yapmamız Gerekenler;

  • Kadının duygu ve düşüncelerini sağlıklı bir temele oturması adına, kadının olumsuz duygularını sağaltmak,
  • Kadının sahip olduğu gerçek potansiyeliyle buluşmasına destek vermek,
  • Kadın ve erkeği cinsiyetler ötesinde bir insan olarak ele almak ve anlaşmalarını sağlamak,
  • Geleneksel yapı ile kültürler arası hızlı değişim sorunlarının ne olduğunu ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını anlatmak,
  • Kültür endüstrisinin kadın ve erkek üzerindeki olumsuz etkileri ve bunlara karşı önlemlerde farkındalık yaratmak (diziler, reklamlar, müzikler, moda),
  • Tüketim sektörünün kadın üzerinden pazarlama yöntemlerine karşı bilinçli olmalarını hatırlatmak,
  • Ekonomik sorunların sağlıklı bir zihinle aşılabileceğini ve sonuçta başarıyı getireceğini anlatmak,
  • Beklentiler ile olanaklar arasındaki dengesizliklerin olduğu gerçekliğinden kopmadan yeni bir bakış açısı kazandırmak,
  • Sosyal devlet anlayışının, liberalizim ile gelenekler arasında sağlıklı bir düzenlemeye ulaşamaması gerçekliğini göz ardı etmeden karar alma becerisini geliştirmeye yardımcı olmak (Çocuk doğurma teşviki gibi.)
  • Değerlerimizin farkına varmak ve bunları korumak.

Bu konularda acilen önlemle almak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

 

GAYANNA’nın AMACI

Dolayısıyla bu kitapta; içinde yaşadığımız zaman diliminde ve şimdi dediğimiz günümüzde kadın ve erkeğin; çevreyle, toplumla, sistemle, ekonomiyle, hukukla, etik- estetik değerlerle, geleneklerle ve diğer tüm ilişkilerindeki duygu ve düşünce yapısında yaşanan sorunlara sağlıklı bir bakış açısı sunmayı amaçladım.

Bu ülkenin yüreği güzel, aklına güvenebildiğimiz çok değerli uzmanları, düşünürleri, bilim insanları, yazarları, gazetecileri, öğretmenleri, emekçi kadınları, erkekleri, geleceğe umutla bakmak isteyen gençleri, çocukları var.

Elbirliğiyle, akıl ve yürek birliğiyle her birimizin duyarlılığı ve bu duruma el atmasıyla bu duygusal yüklerimizi üzerimizden atacağımıza inancım var.

Sesimiz arttıkça “BİZ” diyebildikçe daha güzel günlere doğru yol alacağımıza inancım var.

  Nimet Erenler Gülkökü
Sosyolog- Aile Danışmanı- Yazar

* 24 Kasım 2019’da Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Gayanna Lansman açılış konuşması metni ve etkinlik görselleridir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir