Kadına değer veren topluluklar gelişime en uygun topluluklardır.

Büyükçekmece Belediyesi ile Kadın ve Güç Derneği işbirliğiyle “Bir fırçada sen at” teması altında “Kadına karşı şiddete dur!” demek için Gayanna’lar olarak biz de destek verdik.

 

Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler sizleri saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde her gün ortalama iki kadın eşi, sevgilisi, bir yakını veya tanımadığı biri tarafından cinayet sebebiyle hayatını kaybediyor. Bu; ortalama bir yılda 700 kadının hayatını yitirmesi demektir. Ayrıca cinayetlerin geride bıraktığı enkaz düşünüldüğünde; boynu bükük ve ağır travmatik çocuklar, anneler babalar, akrabalar, yakın aile çevresi ve bizlere kadar varan acı tablo kalıyor… Toplamında, toplumsal bir travma ve bundan dolayı hissedilen acı gerçekliğimiz bizi derinden yaralıyor.

Bu sorun sadece kadın sorunu değildir, bu bir insanlık sorunudur! Eğer bizler bu durum karşısında sessiz kalırsak bu suçlara sesliğimizle iştirak etmiş oluruz. O nedenle sesimizi daha güçlü duyurmak ve en önemlisi de süreci iyileştirici çalışmaları canla başla yapmak zorundayız.

Öncelikle, ŞİDDET BİR SONUÇTUR BİZİM SÜRECİ İYİLEŞTİRMEMİZ GEREK!

Süreç dediğimizde şunu vurgulamak isterim, bireyin psikososyal sürecini iyileştirmek. Peki psikososyal süreç nedir? Psikosoyal süreç; Bir kişinin doğduğu günden bugüne kadar olumlu ya da olumsuz geçirdiği geçmişidir. İnsanların bu geçmişinden getirdiği birtakım yükleri var. Çocuklar anne babalarının günahlarını çeker… Şiddet görmüş bir çocuk şiddet uygular. Şiddet kalıtımsal bir mevzu değildir, rol model yoluyla öğrenilen bir davranıştır. Sadece babanın değil bir annenin de çocuğunu dövmesi, onu tehdit etmesi, onu aşağılaması, ona, kendini değersiz hissettirmesi de bir şiddettir.

“Kadın ilk eğitmendir.” diyoruz..

O nedenle kadının; duygularını sağlıklı yaşamasına, becerilerini geliştirmesine, potansiyelini kullanmasına ne kadar müsaade edilir destek verilirse o denli toplumsal iyilik oluşacaktır. Kadına değer veren topluluklar gelişime en uygun topluluklardır. Çünkü kadın doğası gereği sevgidir, aşktır.. Kadın merhamettir, adalettir, barıştır, huzurdur, düzendir, bolluk ve berekettir.
Kadına değer vermeyen toplumlarda ise; acımasızlık, kötülük, ölüm, karmaşa, huzursuzluk, açlık, yokluk, savaş ve acı vardır. Afganistan buna en yakın örnektir.

Değerli konuklar; Bu coğrafyada bizim mutsuz olmak için hiçbir nedenimiz olmamalı. Çünkü şanslı bir coğrafyada, muazzam bir kültürel zenginliğin içinde yaşamaktayız. Bütün mesele öncelikle kendimizi, erdemli bir insan olarak yetiştirmektir. Bizler kolektif yaşayan halklarız. Batının bireyselci dayatması ve kapitalizm bizim kimyamıza uygun değildir. Bireysel olarak bilincimizi geliştirmekte gönüllü olalım ama “birlikten güç doğar inancımız”, buna eşlik etmeli. O zaman aşamayacağımız sorunlar olmayacaktır.
Aşırı tüketim bilinci, topluma mutluluk arayışı alarak sunuluyor. İzlediğimiz dizilerin, dinlediğimiz müziklerin kalitesine dikkat etmeliyiz. Çünkü onlar biz farkına varmadan bilinçaltımızı olumsuz etkileyerek yaşam enerjimizi kontrol altına alıp direncimizi kırmaktadır. Beklentilerimizi yükselterek imkansızlığa ortam hazırlamaktadır. Mutluluğun ev almak, araba almak, pahalı giysiler giymek olmadığını idrak etmeliyiz..

Çünkü gerçek ve kalıcı mutluluk, kendini keşfetmek, geliştirmek, potansiyel gücü devinime sokmaktır. Mutluluk, kendine inanmaktır.

Toplumsal iyilik için kendimizi, içinde yaşadığımız kültürü, coğrafyayı, bedenimizi hatta beden kimyamızı tanımamız gerekir. Bu çok önemli bir farkındalıktır. Çünkü çoğunlukla farkına varmadan başkalarının hayatlarını yaşıyoruz. Ne alacağımızı ne yiyeceğimizi, nerede tatil yapacağımızı, nerede ev alacağımızı bize dikte eden bir sistem var. Kendimizi hapsettiğimiz ve bunu da gönüllüce yaptığımız o küçük dünyadan çıkarak gerçeği görmemiz gerek. Bu dünyada olma gerçeğimiz görünenin çok ötesindedir. Yaşamı bedenler ötesinde yüksek bir bilinçle algılamak ve anlamak zorundayız. Sadece bedenleri doyurmak yetmiyor, ruhları doyurmamız gerekir. Ruh bilgi ve bilgelikle beslenir.

Sözlerimi şöyle bağlamak isterim; Yaklaşık iki yıl önce başlattığımız Gayanna Sosyal Sorumluluk Projemizde amacımız topluma yarar sağlamak. Bireyin psikososyal süreci üzerinde farkındalık yaratmak ve bireyin kendini yeteneklerini, duygularını, iradesini, sezgilerini keşfetmesine, gelişmesine destek vermektir. Bu anlamda 6 milyon kişiye sosyal mecra üzerinden ulaştık. Bergama, İstanbul, Ankara gibi yerlerde yüzlerce kişiye farkındalık seminerleri verdik. Corona bizim hızımızı biraz kesse de devam ettik. Zoom üzerinden çeşitli konu başlıklarıyla farkındalık atölye çalışmaları gerçekleştirdik. Şayet belediyelerimiz bizi ortam verirlerse kendileriyle iş birliği yaparak seminerlerimizi büyütmeye canı yürekten hazırız.
Nimet Erenler Gülkökü

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir