fbpx

Bilincin İzdüşümünde Rüya Olgusu

Bilincin İzdüşümünde Rüya Olgusu

Bilincin İzdüşümünde Rüya Olgusu

Neden rüya görürüz ve gördüğümüz rüyalar ne anlama gelir? Rüyalar, bilincimizle bağlantılı mıdır? Rüya bir boyut algılaması mıdır? Hayat uzun bir rüya mıdır?

Hayat; duyular üzerinden algıladığımız, sezgisel olarak hissettiğimiz, doğum ile ölüm arasında geçirdiğimiz sürecin bütünüdür. Bu sürecin tamamı ise gerçek sandığımız uzun bir rüyadan ibarettir. Sadece gerçek ve sanalın iç içe geçtiği bu illüzyonlar evreninde, biz neredeysek gerçeğimiz de orası olmaktadır.

İndigo Dergisi | Sayı 99 - Aralık 2013

İç içe geçmiş matruşkalar misali
Bir dünya var burası, bir dünya var orası
Bir âlem var neresi?
Sen kimsin? Ben kimim? Biz neredeyiz?
Bir düşünce âleminde seninle,
Bir duygu âleminde benimle,
Bir akıl âleminde bizimle
Sen kimsin? Ben kimim? Biz neredeyiz?
Bir bilincin izdüşümü,
Bir enerjinin yansıması,
Bir zihnin mucizesi
Sen kimsin? Ben kimim? Biz neredeyiz?

“Bilinçteki Sıçramalar” Nimet Erenler Gülkökü - CBN Yayınları

Her şey ve hiçbir şeyin birbiri ile olan ilişkisi misali; gerçekle sanalın iç içe geçtiği ve bütün sandığımız bir olgunun aslında başka bir bütüne ait olduğu gerçekliğini görme bilinci. İşte bu olgunun matruşkalar üzerinden anlatımı ne kadar da düşündürücü!

Tıpkı sanal sandığımız rüya ile gerçek sandığımız uyanıklık arasında yaşadığımız sanallıkta olduğu gibi!

Rüya, bizimle iç içe olan ve bilincimizin derinliklerinden bilinç dışımızı kapsayan ancak birbirinden farklı olanı yaşatan boyutlardan biridir.

Rüyalar bizim zihinsel gerçekliğimizin sanal yansımalarıdır. Ancak aynı zamanda bu sanal âlem bizim kaçamadığımız gerçeklerimizdir. Onu hatırlamayarak reddetmek, kendi gerçekliğimizle yüzleşmeyi reddetmekle aynı anlamdadır.

Rüyalar Duygu Dünyamızın Yansımalarıdır.

Rüyalar, ruhun iyeleşmesine olanak sağlayan doğal bir kaynaktır. Bu kaynağın kapatılmasına müsaade etmeyerek canlı tutmak, ruhun kendisini yenilemesine olanak sağlayacaktır. Yatağa başımızı koyduğumuz an iç dünyamızla baş başa olabileceğimiz bir zaman boyutuna uzanırız. Bu boyutun desteğiyle dışarıya karşı sakladığımız gerçekliğimiz tüm çıplaklığı ile bize görünürken, çözümler için bizden yardım ister. Ta ki, biz onu çözümleyip düzenleyinceye dek!

Şayet onu anlayıp çözümleyebilirsek, enerji akışı tazelenerek akış rahatlayacak ve rüyanın içeriği gelişerek değişecektir.

Rüyalar; geleceğe yönelik olayları, geçmişe dönük anıları, fantazyaları, doğaüstü olayları, telepatik vizyonları, haber alma ve haber verme eylemlerini gerçekleştirdiğimiz zihinsel bir algı boyutudur.

Rüyalar Bizim Gerçeğimizdir!

Bilincimiz hangi aşamada ise rüyalarımız da o düzeyde tezahür etmektedir. Bilinçaltı rüyaları en sık rastlanan ve en çok görünen rüya türüdür. Ve iyileşmeye ihtiyaç duyulan rüyalar arasındadır.

Şuur kanalıyla gördüğümüz rüyalar ise daha az görülen rüyalar arasındadır. Bu tür rüyalar metafizik âlemlerin algılanmasına ve oradaki bilginin şuur üzerinden bilince taşınmasına, en önemlisi de bu dünya ile öte dünya arasında bağ kurmamıza yardımcı olan rüyalardır. Aslında bu tür rüyalar rüya olmanın biraz ötesinde vizyona bürünmüş, yalnızca hisler üzerinden “AN”laşılan, kelimeye indirirken değer kaybeden rüyalar arasındadır. Bu rüyaların kendi içinde en belirgin özelliği, enerjisinin dünyasal hiçbir coşku ya da mutluluk tarifine sığmamasıdır.

Senoi halkı mutluluklarını rüyalara borçluymuş!

“Antropolog ve psikologlar 1930’lu yıllarda keşfedilen ve Malezya’nın dağlık bölgesinde yaşayan Senoi halkı üzerinde bir araştırma gerçekleştirmişlerdir. Bu topluluk yiyecek-içeceklerini paylaşan, sağlıklı, mutlu ve huzur içinde yaşayanlarıyla dikkat çekmiştir. Topluluk üzerinde yapılan incelemeler sonucunda mutluluklarını Lüsid rüyalara borçlu oldukları ortaya çıkmıştır.

Senoi halkı, sergiledikleri bu huzur ve dinginliği “Lüsid rüya ustaları”na bağlamaktadırlar. Lüsid rüya eğitimi daha çocukluklarında başlamaktadır. Çocuklar konuşmayı öğrenir öğrenmez, aileleri onlara rüyalarını anlatmalarını ve denetlemelerini öğretmektedir. Örneğin, yırtıcı hayvanlar veya ürkütücü canavarlar tarafından saldırıya uğrayan çocuklara uyandıklarında tekrar uykuya dalarak, kendisine saldıranlara onların da ölesiye saldırmaları telkin edilir. Böylelikle düşmanı yenme, cesaret ve gücü öğrenmeleri sağlanmaktadır. Senoi halkı, çocuklarına, aynı zamanda güçlükler karşısında yılmamayı, yaşamın sorunları karşısında küçülmemeyi ve korkulacak tek şeyin korkunun kendisi olduğu öğretisini aşılamayı amaçlamaktadır. Bunlarla birlikte Senoiler’in uyguladığı rüya tekniğinde tatmin duygusuna, zevklerin (uçmak, güzellikleri seyretmek vs.) olabildiğince yoğun bir biçimde deneylenmesine de yer verdikleri görülmüştür.”*

Rüyalar ve rüya bilinci üzerine enine, boyuna ve derinlemesine konuşulacak çok şey bulunmaktadır.

Konuya yönelik yaptığım uzun çalışmalar ve araştırmalarım sonucunda elde ettiğim geniş bilgiyi sentezleyerek “Bilinçteki Sıçramalar” adlı eserde derledim. Ayrıca bu eserde; arketiplerin bilincimiz ve rüyalarla olan ilişkisine değinirken bir bölümünde de gerçek rüya ve bu rüyaların analitik çözüm örneklerini yer vererek kendi rüyalarınızı anlamaya yardımcı olmayı amaçladım.

Faydalı olmasını dilerken bu eseri siz değerli okuyucularla paylaşmaktan mutluluk duymaktayım.

Sosyolog - Araştırmacı Yazar
Nimet Erenler Gülkökü


* “Bilinçteki Sıçramalar” Nimet Erenler Gülkökü - CBN Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir